Kıymetsiz Hikayeler 10

Siz ağbi, iddia ediyorum bu aileden kimseyi sevemezsiniz, mümkün değil. En fazla acırsınız bize, yapaylığımıza, yapaylığımızın meydana getirdiği samimiyetimize, samimiyetimizle saklamaya çalıştığımız korkaklığımıza acırsınız. Şefkat gösterir, üzülür ya da eğer ki biraz inancınız varsa, bizim için dua edersiniz ama bizi sevemezsiniz, dediğim gibi, mümkün değil. Neden mi? Bir insanı neden seversiniz? İşte, aklınıza gelen şeyler. Onlar yok bizde. İnanın, bir tanesi bile.

Babam mesela. Sevgisizdir. Hep öyleydi ama bunu sonraları fark ettim; tam olarak ona duyduğum nefretin, sınırlarını belirleyemediğim türden bir acıma hissine döndüğü anlarda, yani büyüdüğüm zamanlarda. Ama ben onu seviyorum. Neden, nasıl bilmeden, sadece seviyorum işte. Nasıl seviyorum peki? Bilmem. Bilmem ki. Ölse ağlarım işte. Belki herkesten geç, belki herkesten çok, belki herkesten gizli, ama mutlaka ağlarım. Biliyorum. Biliyorum işte. Bilmediğim şey sebebi. O his. Anlıyor musunuz beni ağbi? Sanki eski bir tişörtümü atmak zorunda kalmanın verdiği burukluk gibi bir şey; ama insan tişörtünü sevebilir mi? Ya da insan babasını, bir tişörtü sevdiği gibi sever mi? Bilmem, bilmem ki ağbi. Sevgi bu kadar bencil, bu kadar namert bir duygu mu? Sevgi, seçeneksizliğin doğurduğu bir seçim mi? Gerçekten bu kadar basit mi? Her neyse. Şimdi size ailemize herkesten fazla bağlı olduğunu sandığım annemin, hiçbirimizin tanımadığı bir güzel ağbimize, yine hiçbirimizin haberi olmadan nasıl kaçtığını söyleyebilirim ya da bunu öğrendiği sırada babamın istifini hiç bozmadan elindeki armutu nasıl yediğini ya da “çok duygusal” ve “pek sevgi dolu” kız kardeşlerimin bilgisayar başında “evcil hayvan” bakarken yaşadıkları hayret uyandırıcı heyecandan, bir saniye bile olsa nasıl uzaklaşmadıklarını. Ama gerek yok ağbi, var mı, yok. Çünkü size bu saçmalıklardan bahsederek moralinizi bozmak ya da vaktinizi çalmak istemiyorum. Ha son olarak ağbi, keşke burada olsaydınız, keşke bunları duvara değil de gerçekten size söylüyor olsaydım, neye benzediğiniz ya da kim olduğunuz bile önemli değil. Üstelik üç yaşında bir orospu çocuğu bile olsanız size ağbi diyebilirdim. Çok yalnızım be ağbi. Bu kadar uğraştıktan sonra hem de. Sevdiklerim uğruna yıktığım amaçlarımla, onlar için yeni bir hayat yapmaya çabalarken, onların tüm bunları, beni, hatta kendi hayatlarını bile umursamaması. Koyuyor. Bir de çocukluk aşkımı özledim. Sen ne güzel komşumuzdun Tuana Abla.

2 yorum:

  1. Yalnız değilsin, korkuyorsun... "Bir yandan korku bir yandan ümidin varsa iki kanatlı olursun. Tek kanatla uçulmaz zaten". Uç!

    YanıtlaSil