Popüler Vicdan Anlayışı

Vicdan...

Ne kadar aşağılayıcı bir duygu. Hatta duygu bile değil, sahne gösterisi! Çok mu sert konuştum? Hayır, aslında siz alışkınsınız benim bu katı hallerime. Bilirsiniz, ruhsuz herifin tekiyim ben. Böyle üstüne basarak konuşmayı seviyorum. Çünkü ne zaman elastik konuşsam, işinize geldiği gibi yorumlayıp paçavra ediyorsunuz sözlerimi. O yüzden acımasız konuşmak zorundayım. Ne de olsa vicdan denen 'şey'i eleştirmek için buradayım. Şimdi öfkeyle sırtlanıp buralara kadar taşıdığım şu ağır sözcükleri yerlere saçma zamanı; iyi dinleyin.

Bir insana acıyarak, onu azarlamış olursunuz. Vicdan, bir azarlama şeklidir. Utangaç, korkak ve samimiyetsiz insanların tarzıdır vicdan. O masum görünen suratlarınızı, oyun sahnesinin dekoru olarak kullanarak etrafa köpüklü sözcükler saçmayı kesin artık!

Gerçekçi olun. Yürekli olun...

Vicdan, empoze ettiğiniz gibi masum bir şey değil; kimi kandırıyorsunuz? Merhamet ettiğiniz insanların hiçbirini sevmiyorsunuz. Merhametinizle boğarak öldürüyorsunuz sevgi denen şeyi. Peki, siz kim oluyorsunuz?

Siz kim olduğunuzu çok iyi biliyorsunuz aslında. Suratınıza taktığınız o 'masum insan' maskesinin ardındaki kafaların içinde ne tilkiler döndüğünü çok iyi biliyorsunuz; söyletmeyin beni.

Şimdi gidin ve o önüne bozuk para atarak egolarınızı gıdıkladığınız dilencilerden özür dileyin. O dilencilerin hepsi sizi lanetle anıyor, hepsi sizden nefret ediyor. Onları güçsüzleştirdiğiniz için, zavallılaştırdığınız için sizi affetmeyecekler. Ne çiçekçi kadın, ne mendil satan çocuk; hiçbiri sizi sevmiyor.

Hepsi bu. Şimdi dağılın...

9 yorum:

  1. Danışıklı dövüş bunlar. Egolarını tatmin için para atanlar ve egoları şişirerek para kazananlar. O insanların çoğunun ya da o insanları zorla dilendirenlerin hepsinin ne o paraya ihtiyacı var ne de vicdanın ve merhametin gerçek tanımının ne olduğundan. Acımak artık iyi görülen değerlerin arasında yerini almış durumda. Acımak kendini üstün görmektir,bulunduğu yerin ne kadar üstte olduğunu karşı tarafa tescilletmektir. O dilenen,mendil satan kısacası yardıma ihtiyaç duyanların yanından geçerken keşke elimden gelse de o kişinin sokakta üşümesine,insanların ona acıyarak bakmasına engel olabilsem diye düşünen ya da elinden gelenin fazlasını ortaya koyarak o insanların hayatlarında değişimler yapıp gizli kalan insanlar hakkındaki yorumunu da merak ettim. Bu bir döngü iki taraf da kazanıyor iki tarafın da işine geldiği için kırılması da zor. Biri ah vah ederek kendine acındırmaya çalışarak ( hepsi değil ) kesesini doldurma derdinde diğeriyse elinden çıkardığı birkaç lira ile kendini iyilik yapıyorum sanıp böbürlenme derdinde (gene hepsi için geçerli değil)

    YanıtlaSil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. Evet, bu haklı bir çıkarım. Bir taraf, dilencinin önüne attığı bozuk para
    karşılığında ego kazanırken, diğer taraf, merhamet sahibinin kendisini 'iyi' hissetmesini sağlıyor. Bu, karşılıklı bir alışveriş. Mantıklı mı? Mantıklı. Peki, ahlaklı mı? Kesinlikle hayır!

    Ahlak çıkarımı, apayrı bir konu. Bunu, konuyu atlamadan 'gizlice iyilik yapan masum insanlar' hakkında söyleyeceklerime dahil ederek açıklayabilirim:

    Şunu peşin hükümle belirtmem gerekir ki 'sokak dilencileri' ile 'sokakta bir şey satanlar' arasında çok keskin bir fark var. Dilenci denen soysuz sınıf, ne saygıyı, ne de 'iyi' olan herhangi bir şeyi haketmez. Mendil satan çocuğun önünde saygıyla eğilirim. Acıyarak değil, takdir ederek, alkışlayarak yardım etmeli. Bunu ayırmalısın. Mesela bugün çarşıda gitar çalan iki ergenle karşılaştım. Çocukların kıyafetlerine bakılırsa, pek de 'muhtaç' görünmüyorlardı. Ama onların ihtiyaçları değil, emekleriydi aslolan. Bugün onların önündeki kutuya bozuk para atanlar, bunu merhamet duygularını tatmin etmek için mi yaptılar? Hayır, o noktada 'güzel çalıyorlar' veya 'harçlıklarını çıkarıyorlar' gibi faktörler devreye girdi. Çeşitli atölye ve sanat merkezlerinin minyatür sokak gösterileri var mesela. Orada da 'sanatseverim ben, birkaç kuruş atayım da sanata katkımız olsun' güdüsü var. Ama sonuçta hepsi palavra. O gitar çalan iki züppe, o günkü hasılatla bir bara gidip sabaha kadar içmek için çalıyor olamaz mı? Sonuçta 'muhtaç' olduklarına dair herhangi bir beyanları yok ortada. Peki, biz 'iyi kalpli insanlar' neye para atıyoruz? Tabii ki kendi egolarımıza. Gizli veya açıkça...

    YanıtlaSil
  4. Kesinlikle haklısın dediklerine tek bir lafım olamaz bu konuda.Ama şu konu var ki benim her gördüğümde gerçekten elimde olmadan lanet ettiğim. İzmir'deyim ve gece Alsancak civarlarında olduğumda ve de geçe kaldığım zamanlarda gecenin 2 sinde 3 ünde o mendil veya çiçek satan çocuklar hala sokaklarda oluyorlar. Bu onları çalıştıran her kimse ailesi veya başka kimseler acıma duyguları yaratarak milletten 5 kuruş daha fazla koparmanın hesabını yapıp o çocukların hayatlarına derin darbeler vurmanın dışında havayı kirletmek haricinde başka bir işlevi olmayan insanlar benim gözümde. Ve hayret duyduğum başka bir durum da şu ki polis başta olmak üzere çoğu insan bu duruma karşı suskun kalıyor. Sen birşeyler yapmak ya da dile getirmek istediğinde de vicdansız damgasını hiç acımadan basıyorlar kendilerini temize çıkartmak için kendi terazilerinde. Emek sarf eden herkesin önünde saygıyla eğilirim ama iş o küçük insanların özellikle emeğini sömürmeye geldi mi işte burada benim vicdanım devreye giriyor belki de egomdur bilemiyorum.

    YanıtlaSil
  5. Pekala, o zaman aynı fikirdeyiz demektir. Açıkçası yardım etme isteğimizin kaynağı vicdan ya da ego, farketmez. Vicdan, egolarımızın bir uzantısı zaten; bu yazıda bunu anlatmak istedim zaten. Ötesiyle Freud ilgilensin.

    Demek ki aynı şehirdeyiz. Peki sokak sanatçıları hakkında ne düşünüyorsun? Mesela Alsancak'taki Sokak Sanatçıları Derneği'nde gerçekten cebinde beş kuruş olmayan arkadaşlarım var, sabaha kadar soğukta müzik yapıyorlar.

    YanıtlaSil
  6. İlk olarak şunu söyleyeyim Alsancak'ta Sokak Sanatçıları Derneği'nin sokak müzisyenlerini desteklediklerini bilmiyorum zira benim gördüğüm heykel taklidi yapanlar daha çok. Sanat bence gerçekten birşeyleri aşmalı benim gözümde en azından toplumdan ayrı tutulabilecek bazı estetik yeteneklerdir bana kalırsa. Her insan bir iç disiplini kurduktan sonra hele de gözleri kapalı vaziyette saatlerce durabilir ki hani buna da güzel bir isim vermişler meditasyon demişler. Sergilenecek bir tarafını görememiştim ve her önünden geçtiğimde de neden sokak müzisyenleri,dansçıları ve de ressamları hakkında birşeyler yapmıyorlar diye de hayıflanmıştım. Söylediğine göre yapıyorlarmış sevindim.

    İzmir'de ikamet eden bir İstanbullu olarak söyleyebilirimki bana Taksim'i Beşiktaş'ı anımsatıyorlar en başta. Olsunlar olmalılar da zaten ve şikayet edenleri de anlamıyorum gerçekten yok ses geliyor yok müşteriler şikayetçi bilmemne modunda dolaşan esnafı da. (Arada baya uzun kalıyorum yanlarında) Bazısı gerçekten çoğu ünlüden çok çok çok daha iyiler ve açıkçası ne için çaldıklarını da düşünmüyorum çünkü orada verdikleri bir emek var. Soğukta ya da sıcakta fark etmez saatlerce çalıyorlar mı? Çalıyorlar. Etrafında birsürü insan toplanıp dinliyor mu? Evet. Demekki beğeniyorlar ve bana kalırsa bu sadaka ya da ihtiyacı var para vereyimden ziyade beğenisini bir şekilde gösterme ve taktir ettiğini gösterme biçimi. Bunu yemek yediğimiz yerde çok memnun kaldığımızda da yapıyoruz bahşiş vererek yani örnekleri arttırmak mümkün

    YanıtlaSil
  7. Eklemem gereken ufak bir husus daha var unuttu. Son birkaç gidişimde fark ettimki sayıca biraz artmışlar. Hatta gitarını kapan gelmiş gibi olmuştu. Çoğu arkadaşım genç yaşının getirdiği özgüven ve de meraktan, deneyimleme arzusundan dolayı sanıyorum pek de kulağa hoş gelmese de denemelerde. Olsun ben yine de destekliyorum. Heyecanını atacak ilerisi için bir basamak olacak belki. Olmasa dahi hoş anılar olarak kalacak o insanların hayatlarında. Bir de çimlerde otururken gelen Roman abiler var tabi onlar baya baya gelip var mı yok mu pek kulak asmadan istiyorlar para ama. Çimlerde içenlerin çoğunun öğrenci olduğunu ve beklediği miktarların çıkmayacağını ve Kordon boyunca açık bulunan meyhanelerde şanslarını denerlerse ensesi kalın,kalantor amcalardan yanlarındaki hatunların gözünü boyamak amacıyla istedikleri şarap parasın çok daha fazlasını elde edebileceklerini fark edecekleri zamanı umutla bekliyorum.

    YanıtlaSil
  8. O heykel taklidi yapanlar heykel atölyesinden diye biliyorum. Sokak Sanatçıları Derneği, başta müzik olmak üzere şiir, resim, heykel, tiyatro, vb. dallarda da çalışmalar yapan ve aynı zamanda deneyimli hocalar eşliğinde eğitim imkânı da sunan bir organizasyon. Heykel atölyesinin faaliyetlerinin 'sanatsal' değeri nedir, tartışılır. Bana sıradışı ama samimiyetsiz geliyor.

    Alsancak'ta ipini koparan birçok ergenin, eline gitar alıp sabaha kadar kafa şişirmekten başka hiçbir halt yemediği konusunda sana katılıyorum. Bu tipler, 'sokak sanatçısı' sıfatının karizmatik serseri ruhuna kapılmış özentilerdir. Bence belediye ekipleri onları derhal zehirlemeli. Ne müziğin ruhuna, ne de sokağın ruhuna erişemeyecek kadar gerzek olan bu heyecanlı gençler canımı sıkmıyor değil; hani 'kafasında gitar parçalamak' eylemini icra edesim geliyor.

    Roman abilere gelince; bence müziği gerçekten seven herkes, kendi müziğini 'kendisini mutlu hissettiği şekilde' yapıp sergilemesi taraftarıyım. Yani ister çayır çimende yapsın, ister tavernada...

    Müziği sevmeyenlerin zaten canı cehenneme...

    YanıtlaSil
  9. Roman abileri severim hep olsunlar zaten renkler onlar.Son zamanlarda çimenlerde her ne kadar oturmanı sabote etseler de.Karşı cinsten birileri varsa yanında özellikle fal bakmak isteyeni,çiçek kakalamaya çalışanı,çalgıcısı çengicisi doluşuyor ve bildik magazinel söylemlerin sergilenmesine sebep oluyorlar.

    YanıtlaSil