Nietzsche ile sohbet - yol ve yolculuk

Friedrich Nietzsche:
- Hoş geldin evlad. Uzun zamandır uğramıyordun. Her şey yolunda mı?

Labi Rendo:
- Yolunda sayılır. Yani yolunda olduğunu düşünüyorum.

FN: Yolunda olmayanları eleyip yola devam etmesini öğrendiysen, her şey yoluna girer zaten.

LR: Öğrendim üstad, öğrendim.

FN: Nasıl öğrendin?

LR: Biraz ızdıraplı oldu aslında.

FN: Sözünü kesiyorum; ne içersin?

LR: Şu ilginç likörlerinden varsa, hayır demem doğrusu.

FN: Ah, tam ağzına layık bir şey var evlad; okaliptus likörü!

LR: Hmm, fena değil. Sadece biraz acı.

FN: Acı iyidir. Evet, devam et.

LR: Öncelikle üstünde yürüdüğüm yolun, benim yolum olmadığını fark ettim. Sonra kendime yeni bir yol açtım, sil baştan.

FN: Yolu değiştirmek çözüm değildir zaten. Sen değişeceksin, kökten değişeceksin; o zaman yol, sana göre yön bulacaktır.

LR: Yol, yönünü buldu üstad. Şimdi yürümek gerek. Ne kadar boşmuş bundan önce her şey. 'Senin yolun, benim yolum' kavgasıymış tüm geçmişim.

FN: Mor ve Ötesi'nin eski bir parçası geldi aklıma:
"Gül kendine, aslında dünya sensin."

LR: Bilirim, ne güzel söylemiş.

FN: Lakin, bunların dışında sende başka bir şeyler var sanki evlad.

LR: Ne gibi?

FN: Ben seni daha önce hiç bu kadar neşeli görmemiştim. Anlat bakalım, nedir kaynağı bu hallerin? Yoksa...

LR: Senden gizleme ihtimalim var mı?

FN: Yok. Anlarım ben. Ne diyeyim evlad; iyi yolculuklar... Gerçekten senin adına çok sevindim.

LR: Neyse üstad, Labi kaçar. Yolcu yolunda gerek.

(Gülüşmeler)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder