Nietzsche ile sohbet - cehennemin dibi

L. Rendo: Merhaba üstad, müsait misin?

F. Nietzsche: Gel evlad, her zaman müsaitim. Burada zaman problem değil. Bu arada, ne içersin?

LR: Soğuk bir şeyler olursa sevinirim... Nasıl dayanıyorsun bu sıcaklığa?

FN: Acı iyidir evlad, bir yerden sonra alışıyorsun ve acı, seni tanımlayan, sana ruh katan bir güç haline geliyor. Bunu zihninle mümkün kılabilirsin.
(Kristal bir bardağın içinde açık yeşil bir içecek uzatıyor)

LR: Tuhaf bir tadı var, ama güzel.

FN: Kivi, nane linkörü ve yeşil çay karışımı bir kokteyl, dün keşfettim. Tam cehennemlik.

LR: Neler yapıyorsun? Sıkılmıyor musun?

FN: (Gülerek) Sıkılmak mı? Deli olma evlad, dünyanın en sıradışı dahileri burada, cehennemde! Geçen pazar üst katta Einstein’la brunch keyfi yaparken o da aynı şeyden bahsetti. Cennet bize göre değil, orası çok sıkıcı.

LR: Orası doğru, herkes iyi, herkes kurallara uygun, herkes sakin ve son derece uyumlu. Aman tanrım, bu iğrenç bir şey!

FN: Ve hiçbir sorun yok, en kötüsü de bu. Düşünsene, hiç acı yok. Her şey önünde. Sana ilham verebilecek, seni düşünmeye sevkedecek hiçbir şey yok.

LR: Cennette ‘düşünmek’ gereksiz. Düşünmek gereksizse, ruh ve bilinç de gereksizdir.

FN: Kesinlikle. Burada haftanın iki günü iblisler bizi alıp şu yanardağın ardındaki günahkârlar şehrine götürüp işkence odalarına atarlar. Seans bitince gelip ateş gölünde toplanırız. Başiblis gelip bir konuşma yapar, sonra serbest.

LR: Tuhaf. Burada olmaktan mutlusun ve buna ‘ceza’ diyorlar.

FN: Dünyadaki durumun tam tersi. Ölmeden önce daha mutsuzdum, çünkü acılar sıradandı. İki uç noktanın ortası zarardır evlad, uçlarda yaşamalı. Bana göre asıl cehennem dünyanın kendisiydi!

LR: Üstad, benim gitmem gerek. Sohbetine doyum olmaz. Ama dünyada yapılacak işlerim var. Sonra uğrarım.

FN: Dünyada yapılacak işler… Pekala evlad, istediğin zaman uğra, kapım sonsuza kadar açık.

LR: Teşekkürler, görüşmek üzere…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder