vol 1.1

Sevgili dostum Mert,

Sıkılmaktan korkuyorum. Evet, bugünlerde bu takıntı sardı beynimi;
bilirsin, her zaman bir takıntı edinirim ben. Takıntılarımla boğuşmayı
hep sevdim. Bunu, sıkılmamak adına yapardım hep. Ama bu kez, kendi
kendini nakavt eden psikanalitik bir sistemin içinde buldum kendimi.
Sıkılmaktan korkmak, bir anlamda beni oyalıyor, sevdim bu yeni
takıntımı. Şimdilik iyi anlaşıyoruz. Ama senin de tahmin edeceğin
gibi, yakında bundan da sıkılacağım.

Aslında ben sıkılmayı severdim. Yani bugüne kadar hep sevdim.
Sıkılmak, icra ettiğim gündelik eylemler arasında en doğal olanıymış
gibi geliyor. Daha doğalım sıkılınca, daha gerçeğim. Kendim
olabildiğim en ideal halim, sıkılıp ona buna böbürlendiğim anlardır.
Ne var ki, 'sıkılmayı sevmek' de sıkıcı bir şeydi benim için, bunu
fark ettim. Ben de daha sıradışı, daha sert, daha sek bir eylemle
takas ettim bu sentetik ruh halini: korku... Nasıl? İyi düşünmüşüm,
değil mi? Her neyse...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder